"Yarın gece gideceğim bu kentten Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri." Haydar Ergülen
Pandemi, deprem, savaş hepsini gördük. Ve ben hala seni sevmekle meşgulüm...
Yusuf'u kaybettim Kenan ilinde Yusuf bulunur Kenan bulunmaz Bu akl-ı fikr ile Leyla bulunmaz Bu ne yâredir ki çare bulunmaz Aşkın pazarında canlar satılır Satarım canımı alan bulunmaz Yunus öldü deyu sela verirler Ölen beden imiş âşıklar ölmez
Parçalara ayrıldık bütün olmak için..
Yarın Allah’ın huzuruna çıkacağız diye söze başladı derviş.. Meczup tebessüm ederek şöyle dedi; 'Şimdi kimin huzurundayız ki..'
Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış...
İstanbul’u Dinliyorum İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Önce hafiften bir rüzgâr esiyor, Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda.
İstemem artık geriye dönme..
Aşkın matematiği farklıdır Lavinia, ikiden bir çıkınca sıfır kalır... Özdemir Asaf
“Allah’ım beni ,sen sevene kadar değiştir..”
Kaç mevsim kırlara çıkıp Çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını Belki kurdu, kuşu ürküttük Ama aşkı ürkütmedik hiç Hala koynumda resmin Ve hala sımsıcak durur anılar Sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve...
“İçimiz çepçevre gün ışığı, büyük sevdalardan ve baharlardan…” Turgut Uyar