Irkı imanın önüne koyan, aslında imanını savunmuyordur; onu araçsallaştırıyordur. “İslâm, kavmiyet davasını ayaklar altına almıştır.” — Necip Fazıl Kısakürek
İçerikler ( 27)
Gönderiler
"Ruhunun gizli kaynağı kabarmalı, mırıldanarak denize doğru akmalı. Kendi sınırsız derinliklerinin hazineleri gözlerine gözükmeli. Ama bilinmeyen hazineni tartacak terazi olmamalı; ve sen de bilgilerinin derinliği değneklerle, sicimlerle ölçmeye...
“Kalbini bağlayacağın şeyin bir istikameti olsun. Hissettiğin şey seni büyütmüyorsa, yorar. Nikâhsız yakınlık seni tanıtmaz, tüketir. Sevgi emek ister ama önce emanet bilinci ister. Her yolu denemek seni olgun yapmaz; bazı yollardan uzak durmak...
“Sevgillik neyin vaadidir? Bitmeyecek bir birlikteliğin mi, Yoksa iki tarafı da zedeleyeceği belli olan bir itimat kazası mı? Ya da daha kötüsü nikâhın itibar kaybettiği bir zeminde gönüllere dikilen bir incir ağacı mı?”
Yak sinemi ateşlere, efganıma bakma Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma Hiç sönmeyecek aşkıma, imanıma bakma Ağlatma da yak, hâl-i perişanıma bakma Ağlatma da yak, hâl-i perişanıma bakma
“Bülbülün figanı güle değildir; bülbül, gül suretinde Hakk’a âşıktır.” Aziz Mahmud Hüdayî
“Elinden alınan şey bir makam ya da bir ünvan değildir; insanın kendine duyduğu güvendir. Çünkü insan, kendine inanmayı yitirdiği anda her şeyini yitirir.” Bir çöküşün öyküsü
“Gün eksilmesin penceremden, Çalıştıkça açılsın alnım. Güneş doğsun üstüme üstüme, Karanlıklar dağılsın.” Cahit Sıtkı Tarancı
Eşin var, âşiyânın var, bahârın var ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? Hayır, mâtem senin hakkın değil… mâtem benim hakkım; Asırlar var ki aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım. Mehmet Âkif Ersoy –...
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Bülbülün sesi, gülü aramaya başladığında güzelleşirmiş.
Erich Fromm’a göre aşk, insanın başına gelen bir hâl değil, öğrenilen ve emek verilen bir yetidir. Aşkı merkeze koyup onu hayatın anlamı hâline getiren anlayış, aslında sevmeyi değil, sevilmeyi arzulayan pasif bir beklentiyi yüceltir. Fromm, insanın...
Bir çocuk dağlara doğru bağırır. Dağlar aynı sesle karşılık verir. “Baba, bu kim?” diye sorar. Babası gülümser: “Bu sensin” der. “Ne söylersen, onu duyarsın. Dağlar değil, hayat yankı verir.”