Kitaplar yalan söylüyor çocuklara. şiirler, öyküler yalan… Göğün mavi mavi gülümsediği yok. Bir gün çocuklar isyan edecek bu yalanlara. Hani mavi gök, hani dağın yeşili, masmavi deniz nerede? diyecekler. Bir gün, “mavinin tarihi” diye bir ders...
MAVİ… Tüm renklere can üfleyen yaramaz çocuk, yaşamın rengi, tadı, cazibesi velhasıl ta kendisidir. Rengini yitirmiş bir yaşamak neye yarar? İşte şehirler bir bir yitiriyor mavisini. rengi gittikçe kararıyor dünyamızın. Mavinin perdeleri...
Deniz mavisi, kararsız ve hırçın. aşk gibi, verem gibi işler içinize. Kâh yeşile, kâh su rengine dönüşerek çılgına çevirir insanı. Ah, gece mavisi. gizemli… siyah saçlarına dolanmış gecenin. Yaz akşamlarının iç serinliği, yıldız şavklarına vuran...
Perdeleri açıp dünyasına girelim mavinin. Bulutsuz gökyüzü rengi. Çocukların uçurtma şenliği, kuşların süzülüş çılgınlığı, dağların göğe yükselişi ve ayaklarımızı yerden kesip bizi göklere çağıran hafiflik. Birazcık, avuç içi kadar gökyüzü mavisi...
Mavi tükendi. Renklerin en neşelisini ve en çocukçasını yitirdik. Göz ve gönül aydınlığımız; içimize ümit, özgürlük ve sonsuzluk duygusu getiren renk uçup gitti… Karardık. Maviyi sever miydiniz; şu, renklerin en çok doğup en çabuk ölenini?...
Tekrar tefekkür edelim. Bugün kimin sayesinde güzel şeyler yaşadık? Kimin çehresi bizim sayemizde tebessümle doldu? Biz, hangi sayenin altında yaşıyoruz? Tek bir kelimenin bazen üslubumuzu ve nihayetinde de huyumuzu değiştirebileceğini ifade etmek...
Gölgenin izah etmeye çalıştığımız ciddi bir mecaz derinliği vardır. Fakat mecazî derinliğe vurgu yaparken altını sürekli çizdiğimiz kelime, gölge değil sayedir. Annemiz, ailemiz sayesinde büyürüz dediğimizde saye kelimesi bize gölge anlamından çok...
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname’sinde türler arasındaki yakınlıklardan bahsedilir. İnsan ile bitki arasında bulunan tür ise hurmadır, denilmiştir. Hurmanın insana benzeyen birçok özelliği olmakla beraber zikredeceğimiz özelliği...
Dostoyevski, Suç ve Ceza kitabında: “Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı” der ve ekler: “Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
Bir bekleyenin olmalı. Sen kendinden vazgeçsen de; Senden vazgeçmeyen... [Necip Fazıl Kısakürek]
Dünya kafesinde yolunu gözlerim Yolun gülistandır kokunu özledim Gel ferman eyle beratım benim Gel ey gül yüzlüm gel şirin sözlüm Gel ferman eyle beratım benim Gel ey gül yüzlüm gel şirin sözlüm Ey sevgili ben de ben de gelem sana Kokuşmuş dünyanın yükü üzerimde Pas tutmuş kalbimle kirli ellerimle Mahcubum sana muhtacım hem de Vazgeçtim benden kayboldum sende Ayırma beni dizin dibinden Götür beni de gittiğin yere Koyma burada yaban ellerde Götür beni de gittiğin yere Koyma burada yaban ellerde
Sana yara açanlara çiçek atıyosun yapma