Buradan selam olsun sana sevgili,
batık bir geminin paslı çapasından,
denizin unuttuğu bir fırtınadan.
Gittiğin gün “bittin bende” diyebilmeyi
o kadar isterdim ki.
Bir kibritle yakıp küle çevirmek,
sonra o külü rüzgâra üfleyip
göklerin en uzak...
Buradan selam olsun sana sevgili,
batık bir geminin paslı çapasından,
denizin unuttuğu bir fırtınadan.
Gittiğin gün “bittin bende” diyebilmeyi
o kadar isterdim ki.
Bir kibritle yakıp küle çevirmek,
sonra o külü rüzgâra üfleyip
göklerin en uzak köşesine savurmak…
Yapamadım.
Sen içimde kırık bir deniz feneri gibi kaldın,
ışığın söndü ama camı hâlâ kesiyordu.
Küçük bir kız bıraktın ortada,
elleri buz tutmuş,
gözleri geceye kelepçeli,
yüreği tuzla dolu bir kum saati.
Sensiz mevsimler nasıl dönerdi,
sensiz güneş nasıl doğardı, bilmiyordum.
Öğrenmek,
kendi göğsümden kopardığım parçaları
kanla, iplik iplik geri örmek gibiydi.
Günlerim kurşun,
aylarım çöldü.
Her şarkı bir hançer,
her sokak bir tuz gölüydü.
Toprağım senin için kurudu,
toprağım senin için çöl gülü bile açmadı.
Katran karası kalbin
orada bir damla su bile bırakmadı.
O küçük kız büyüdü sevgili.
Kendi küllerinden anka oldu,
kırık kanatlarını ateşte dövdü,
göğsündeki fırtınayı rüzgâra çevirdi.
Okyanusları avuçlayıp içti,
dağları cebine koydu,
ufku yırttı, ötesine geçti.
Bir sabah uyandı;
senin adın dilinde
kırık bir deniz kabuğunun soğumuş tuzu gibiydi artık.
Bir şarkı çaldı, senin şarkın,
ama içinde senin gölgen yoktu.
Adımları kuş gibi hafif,
gölgesi sana değmiyordu.
Ve sonra…
bir bahar geldi ki,
ben hazır değildim.
Kış sanıyordum hâlâ içimi,
ama bir el uzandı,
parmak uçları güneş gibi sıcaktı.
O el avucumda eriyen karlarımı topladı,
içine yeni bir nehir doldurdu.
Şimdi damarlarımdan ilkbahar akıyor sevgili.
Kalbim,
senin açtığın çölde
bir vahada yeniden yeşerdi;
ama bu sefer
köklerim başka bir gökyüzüne uzanıyor.
Onun gülüşü,
senin bıraktığın çukurları
yıldız tozuyla dolduruyor.
Onun sesi,
senin sustuğun yerlerde
en güzel şarkıyı söylüyor.
Ben ona bakarken
gözlerimde senin enkazın bile kalmadı;
çünkü o,
benim yeni ufkum,
yeni fenerim,
yeni ve gerçek sabahım.
Bir gün karşılaşırız belki.
Sen hâlâ aynı batık limanda,
aynı paslı çapa gibi duruyor olacaksın.
Ben geçerken,
yanımda başka bir bahar yürüyecek.
Sana bakmayacağım bile;
çünkü gözlerim artık
onun ışığıyla kamaşıyor.
Çünkü ben artık biliyorum:
Bazı insanlar seni çölde bırakır,
bazıları ise o çölde
seni bulup,
seni yeniden yeşertir.
Ben ikincisini buldum sevgili.
Ve şimdi
kalbim onun adıyla atıyor,
onun adıyla çiçek açıyor.
Buradan selam olsun sana,
çok eski bir kıştan,
artık hiç erimeyecek bir kardan.
Hoşça kal.
Ben çoktan bahar oldum,
ve bu bahar
bir daha hiç bitmeyecek.