1960-1961 akademik yılı: O sırada Sorbonne’da genel felsefe ve mantık asistanı olan Jacques Derrida, Alain’in 'Düşünmek, hayır demektir' cümlesinin bir okumasına girişir. Dört oturumdan oluşan bu ders, gelmekte olan yapısökümcü bir yazının imlerini...
Kimseyi elindeki nimetten dolayı kıskanma. Allah'ın ondan neler aldığını bilemezsin. Senin başına gelen hiçbir musibete üzülme. Karşılığında Allah'ın sana neler vereceğini bilemezsin. Her zaman 'Elhamdulillah' de... İmam Şa'ravi
Neyzen sokakta çökmüş yere. Yalın ayak... Bir çocuk yaklaşmış yanına: -Boyayalım mı? Neyzen acımış. -İskarpinim yok, yüzümü boya demiş. Cebindeki üç kuruşunu da çocuğa vermiş. Ahmed Rasim geçiyormuş oradan. Neyzen’i görünce, -Bu ne...
Yarım kalan sigara boş şişeyle yan yana...
Onu unutmuş gibi yaşarken onu beklemek...
~Bu gece de boşluğuma geldin.
O bir yolcu sen bir hancı Gördüğün en son yalancı İçindeki derin sancı "Gitmez" dedim kaldı gönül Sen istedin, ben dinledim "Senden ayrı olmaz" dedim En sonunda ben de sevdim Şimdi beni kurtar gönül Gözlerin bakar da görmez Ellerin tutar da bilmez Gece gündüz fark edilmez Demedim mi sana gönül?
"Ben sana her şeyi anlatmışım senin aklında sadece beni nerden vurabileceğin kalmış."
Yoksun burda, seni sordum dalgalara Güneş battı, seni vurdu gölgelere Yazık, çok yazık sensizlik Yine kördüğüm oldum yine, kahretsin Seni sordum dalgalara, martılara, sandallara Kahroldum, sensizim...
Çocuk yanimla sevdim seni seninle birlikte o da terk etti beni...