Ah nasıl başlayayım ne yazayım :)) Kitaba başlayalı ne kadar oldu hiç bilmiyorum, incelemeyi paylaştığımda görürüm artık
Hep biraz biraz okuyup araya başka kitaplar koydum, bitmesin diye Ama o gün geldi çattı , herşeyin bir sonu var :)
Kitabı...
Ah nasıl başlayayım ne yazayım :)) Kitaba başlayalı ne kadar oldu hiç bilmiyorum, incelemeyi paylaştığımda görürüm artık
Hep biraz biraz okuyup araya başka kitaplar koydum, bitmesin diye Ama o gün geldi çattı , herşeyin bir sonu var :)
Kitabı keşfetmeden önce diziyi izlemiştim. Aslında bu şekilde olması iyi olmuş; çünkü eğer önce kitabı okumuş olsaydım, muhtemelen diziyi izlemeyecektim. Çünkü neden bilmiyorum ama kitaptaki Joe’dan gıcık kaptım :/
Betimlemeler dizideki Joe’nun zekâsını, merhametini ve romantikliğini pek yansıtamamış.
Pardon, sonlara doğru birkaç sayfada eh ufak ufak bir şeyler atılmış ama o kadar
Joe Goldberg kitapta tam bir kadın ve seks düşkünü, takıntılı bir seri katil olarak öne sürülmüş.
Ben onun dizideki o dahiyane numaralarını , samimiyetini, esprili ve sıcakkanlı yönünü alamadım.
O yüzden dizide âşık olduğum, dilimden düşürmediğim adama, kitapta nefret ettim belki sorun bendedir, bilemicem :))
Yine de
Caroline Kepnes
Caroline Kepnes ’in yaptığı şey çok zekice: bizi Joe’nun zihninin içine kapatıyor.
Onun düşüncelerini, takıntılarını ve kendi deliliğini nasıl meşrulaştırdığını görmek hem rahatsız edici hem büyüleyici.
Okurken fark etmeden onun bakış açısına kayıyorsun; bir süre sonra kurbanı değil, Joe’yu anlamaya başlıyorsun.
İşte o an, kitap seni ele geçirmiş oluyor.
Belki de en ürkütücü olan şey, Joe’nun bazı cümlelerinde kendimizden bir parça bulmamız.
Birini fazla sevmek, fazla merak etmek ya da fazla sahiplenmek; bunların hepsi bir noktada Joe’nun diline dönüşüyor.
Kepnes, bu ince çizgiyi öyle ustaca kuruyor ki, aşkın mı yoksa deliliğin mi içindeyiz, anlamak zorlaşıyor.
Dizi bunu romantize ederken, kitap daha çıplak ve acımasız bir yüz sunuyor.
Joe’nun iç sesiyle baş başa kalmak, bazen bir suç ortağı gibi hissettiriyor insana(kurukafa emojisi) ; farkında olmadan onunla birlikte günaha batıyorsun (alev emojisi)
“
You
You ”, sadece bir stalker hikâyesi değil; izlerken kendi karanlığımızın en sessiz köşelerinde yankılandığımız bir labirent. Joe’nun deliliği, fark etmeden içinde kaybolduğumuz bir gölgeye dönüşüyor.
Kısacası:
Dizi → Saykoluğun içinde bile sevilebilecek bir adam.
Kitap → Aynı saykoluğun tüm çıplak, rahatsız edici hâli.
İkisini de sevdim ama farklı nedenlerle.
Biri kalbime oynadı, diğeri bilinçaltıma.
Dizi mi ? kitap mı ? diye, artık karar size kalmış :))
E bide cinema versiyonu geliyormuş sevenlerine duyurulur:)))
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!