John Davidson’ın yaşam öyküsünden uyarlanan film, 1980’lerin Britanya’sından günümüze uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi. On beşinde Tourette teşhisi alan John; önyargılarla dolu gençlik yıllarını ve yetişkinliğe geçiş sürecini, nezaketin gücüyle aşıyor. Bu, yanlış anlaşılan bir çocuğun, dünyayı değiştiren bir adama dönüşme yolculuğu.
Uzun süredir bu kadar iyi bir film izlememiştim.
Bu film sana bir şey “anlatmaya çalışmıyor”, direkt yaşatıyor. En sevdiğim tarafı bu oldu. Hani bazı biyografi filmleri vardır, sürekli sana ne hissetmen gerektiğini iter… bu öyle değil. Kendi...
Uzun süredir bu kadar iyi bir film izlememiştim.
Bu film sana bir şey “anlatmaya çalışmıyor”, direkt yaşatıyor. En sevdiğim tarafı bu oldu. Hani bazı biyografi filmleri vardır, sürekli sana ne hissetmen gerektiğini iter… bu öyle değil. Kendi haline bırakıyor seni.
Robert Aramayo… gerçekten acayip iyi. Bir noktadan sonra “oyuncu izliyorum” hissi gidiyor, sadece o insanı izliyorsun. Ne abartı var ne de yapaylık. Çok temiz, çok gerçek.
Bir de mizah meselesi var… Normalde böyle bir konuda ya hiç gülmezsin ya da gülünce rahatsız olursun. Burada öyle değil. Gülüyorsun ama içinden “ayıp mı oldu?” hissi geçmiyor. Çok ince bir ayar tutturmuşlar