Sorulara Dön
Kalbin kırılma noktası
“Bir kalp en çok neye dayanamaz: ihanete mi, değersizliğe mi, yoksa sıradanlaşmaya mı?”
Cevaplar
(6)
Cevabının tek olmadığı bir soru
İhanet
Değersizleştirilmek
İhanet
Değersizleştirilmek
İhanet çünkü karşındakini haklı çıkarmaya çalışırsın ama yapamazsın ihanet bile isteye yapmaktır bu baya acıtır, değerdizlik ilgisizlik hiç katlanamam direk uzaklaşırım böyle yapmak gereklidir :)
Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız.
benim bu dünyada katlanamayacağım tek ŞEY İHANET diğer herşeyin çaresi bulunabilir
Benim hayat tecrübem insanların istediği gibi davrandığımda güldüklerini görmem oldu. Galiba bu da değersizlik anlamı taşıyor. Ben olduğumda galiba çekilmez bir adam oluyorum.
Bu üçü de kalbi yaralar; ama yaralarının biçimi farklıdır.
İhanet, kalbe bir anda saplanan keskin bir bıçak gibidir. İnsan canının yandığını hemen hisseder. Güven kırılır, içte bir şey çatlar. Ama zaman geçtikçe o yara kabuk bağlayabilir; çünkü ihanetin acısı nettir, adı vardır.
Sıradanlaşma ise daha sessizdir. Bir zamanlar heyecanla çarpan bir kalbin, zamanla alışkanlığın gölgesinde sönmesidir. İnsan bunun farkına çoğu zaman geç varır. Aşkın ya da değerin yavaş yavaş solduğunu görmek kalbi yorar.
Ama çoğu insan için en ağır olan şey değersizliktir.
Çünkü ihanet bir kez olur, sıradanlaşma yavaş yavaş gelir; fakat değersizlik, insanın varlığına dokunan bir duygudur. Sanki kalp sürekli şunu duyar: “Sen önemli değilsin.”
Ve bir kalp, en çok da bunu taşıyamaz.
Edebî bir ifadeyle söylemek gerekirse:
İhanet kalbi kırar,
sıradanlaşma onu yavaşça uyutur,
ama değersizlik…
kalbin neden attığını bile unutturur.
Çünkü insanın kalbi yalnızca sevilmek değil, değer görmek ister. Değer gördüğünü hisseden bir kalp ihanetle bile ayağa kalkabilir; fakat değersiz olduğunu hisseden bir kalp, çoğu zaman sessizce içe kapanır.
İhanet, kalbe bir anda saplanan keskin bir bıçak gibidir. İnsan canının yandığını hemen hisseder. Güven kırılır, içte bir şey çatlar. Ama zaman geçtikçe o yara kabuk bağlayabilir; çünkü ihanetin acısı nettir, adı vardır.
Sıradanlaşma ise daha sessizdir. Bir zamanlar heyecanla çarpan bir kalbin, zamanla alışkanlığın gölgesinde sönmesidir. İnsan bunun farkına çoğu zaman geç varır. Aşkın ya da değerin yavaş yavaş solduğunu görmek kalbi yorar.
Ama çoğu insan için en ağır olan şey değersizliktir.
Çünkü ihanet bir kez olur, sıradanlaşma yavaş yavaş gelir; fakat değersizlik, insanın varlığına dokunan bir duygudur. Sanki kalp sürekli şunu duyar: “Sen önemli değilsin.”
Ve bir kalp, en çok da bunu taşıyamaz.
Edebî bir ifadeyle söylemek gerekirse:
İhanet kalbi kırar,
sıradanlaşma onu yavaşça uyutur,
ama değersizlik…
kalbin neden attığını bile unutturur.
Çünkü insanın kalbi yalnızca sevilmek değil, değer görmek ister. Değer gördüğünü hisseden bir kalp ihanetle bile ayağa kalkabilir; fakat değersiz olduğunu hisseden bir kalp, çoğu zaman sessizce içe kapanır.
Cevap yazmak için giriş yapmanız gerekiyor.