Taklitçilik… Artık taklit yapmayı bırakıyorum. İçimde büyüyen cehennem; sahte gülümsemelerle, yapay samimiyetlerle ve ödünç alınmış duygularla söndürülecek bir yangın değil. Bu zamana kadar hep ben sustum, hep ben yuttum, hep ben dayandım. Şimdi...
Gönderiler
Bu zamana kadar hiç gerçekten sevilmedim. Çünkü ben öyle biriyim ki, hep yanında olurum sevdiğimin... Ama insan, hep yanında duran birini çoğu zaman fark etmez; varlığı alışkanlığa, değeri ertelenmiş bir gerçeğe dönüşür. Uzak olan büyülü sanılır,...
Çok garip... Ne mi? Bu kadar kederden, dertten, terkedilmişlikten sonra mutlu olmak... Mutluluk ve huzur umuduyla çıkılan bu yolda o kadar umudumuz kalmadı ki, yolun sonuna ulaştığımızda ne ayakta kalacak mecalimiz ne de o huzur ve mutluluğu...
Bazı duyguların taklidi olur ama herkesin taklit ederken en ustalaştığı duygu. Gülümsemeyi yüzümüze kolayca iliştiririz; içimizdeki boşluklar görünmesin diye. Kahkahalar bazen bir perde, bazen de sessiz bir kaçış olur. En kalabalık anlarda bile...
"En zor savaş, kafanda bildiklerinle kalbinde hissettiklerin arasındadır…” demiş Cemal Süreya. Bu savaş benim için bitti; kazanan ne bildiklerim oldu ne de hissettiklerim. Kazanan O'ydu. Karşısındayken bildiklerim sustu, mantığım cümle kuramadı;...
Yağmur çok güzel yağıyor, tam ıslanmalık... Ama biz beton duvarların arasında hayat telaşındayız...
"Işığın en güçlü parlaklığına ulaşabilmesi için, karanlığın en derin hallerinden geçmesi gerekir. Bu yüzden karanlık korkulacak bir şey değil; dönüşümün kaçınılmaz durağıdır..." ~Kayıp Gölge
Hayatınızda bir anlığına dert edecek bir problemin olmadığı bir an oldu mu? Benim oldu. Şuan hiçbir sorunum ve derdim yok. Öyleyse neden kalbim sıkışıyor, gözlerim doluyor? Ve ben neden gülümsemiyorum? Buldum! Çünkü alışılanlara uğramamak o...