Geri
Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kitabı Masumuyet Müzesi, 2008 yılında yayımlanmıştır. Orhan Pamuk, kitabı kızı Rüya’ya ithaf etmiştir. Yazar bu kitabı on yıllık çalışma sonucunda oluşturduğu bilinmektedir. Kitap New York Times tarafından '2009 Yılının En İyi Kitapları' listesinde yer almaktadır. Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’ni yayımladıktan sonra 2012 yılında bu romandan esinlenerek romanla aynı adı taşıyan müzeyi hayata geçirmiştir. Müze, İstanbul’da kurulan ilk şehir müzesidir. Müzede İstanbul’da yaşanan, 1970’li yıllardan 2000’li yıllara kadar uzanan bir aşk hikayesinin anlatıldığı objelerin yanı sıra 1950’li yıllarından itibaren gündelik hayatımızda kullanılan pek çok sayıda obje yer almaktadır. Masumuyet Müzesi 2014 senesinde Avrupa Müze Forumu tarafından 'Avrupa Yılın Müze Ödülü'ne layık görülmüştür. Kitap, aynı zamanda 'Hatıraların Masumuyeti' ismiyle beyazperdeye uyarlanarak Venedik Film Festivali’nde izleyicilerle buluşmuştur. 1975 yılında başlayan hikayede varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal’in uzak akrabası Fisun ile yaşadığı aşk anlatılmaktadır. Sayfa Sayısı: 465Baskı Yılı: 2016Dili: TürkçeYayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un kaleme aldığı ve aşkın hafıza ile nasıl iç içe geçtiğini anlatan en derin eserlerinden biridir. Roman, ilk bakışta zengin bir ailenin oğlu olan Kemal ile uzak akrabası Füsun arasında filizlenen bir aşk hikâyesini anlatır gibi görünür. Lâkin eser yalnızca bir sevda anlatısı değildir; aynı zamanda insanın hatıralara nasıl tutunduğunu ve geçmişi nasıl bir mabede dönüştürdüğünü gösteren bir iç yolculuktur.
Eserin en dikkat çekici tarafı, aşkın yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olarak değil, zamanla hatıralar, eşyalar ve anılar aracılığıyla yeniden kurulan bir dünya hâline gelmesidir. Kemal’in Füsun’a duyduğu sevgi zamanla bir takıntıya, hatta neredeyse bir ibadete dönüşür. Onunla geçirdiği anlara ait en küçük eşya bile Kemal için bir hatıra değil, geçmişe açılan bir kapıdır. Bu yönüyle roman, insanın sevdiği birini kaybettiğinde aslında en çok “zamanı” kaybettiğini anlatır.
Romanın dili sade görünse de oldukça derin bir ruh taşır. Yazar, İstanbul’un sokaklarını, evlerini ve gündelik hayatını anlatırken aslında bir şehrin hafızasını da kayda geçirir. Okur, sayfalar ilerledikçe yalnızca Kemal’in hikâyesini değil, aynı zamanda bir dönemin İstanbul’unu da hisseder.
Netice itibarıyla Masumiyet Müzesi, aşkın yalnızca kavuşmakla değil, hatırlamakla da var olduğunu anlatan bir romandır. Eser, insana şu soruyu düşündürür: İnsan sevdiği kişiyi mi saklar, yoksa onunla yaşadığı hatıraları mı?
Detaylı İnceleme
Eserin en dikkat çekici tarafı, aşkın yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olarak değil, zamanla hatıralar, eşyalar ve anılar aracılığıyla yeniden kurulan bir dünya hâline gelmesidir. Kemal’in Füsun’a duyduğu sevgi zamanla bir takıntıya, hatta neredeyse bir ibadete dönüşür. Onunla geçirdiği anlara ait en küçük eşya bile Kemal için bir hatıra değil, geçmişe açılan bir kapıdır. Bu yönüyle roman, insanın sevdiği birini kaybettiğinde aslında en çok “zamanı” kaybettiğini anlatır.
Romanın dili sade görünse de oldukça derin bir ruh taşır. Yazar, İstanbul’un sokaklarını, evlerini ve gündelik hayatını anlatırken aslında bir şehrin hafızasını da kayda geçirir. Okur, sayfalar ilerledikçe yalnızca Kemal’in hikâyesini değil, aynı zamanda bir dönemin İstanbul’unu da hisseder.
Netice itibarıyla Masumiyet Müzesi, aşkın yalnızca kavuşmakla değil, hatırlamakla da var olduğunu anlatan bir romandır. Eser, insana şu soruyu düşündürür: İnsan sevdiği kişiyi mi saklar, yoksa onunla yaşadığı hatıraları mı?
Henüz alıntı eklenmemiş.