Olayları Feride’nin yazdığı günlükten okuyoruz. Onun duygu ve düşünceleri ile.
“Madem ki defterimi benden başka kimse okumayacak. Niçin hepsini itiraf etmemeli? “ S:811 Feride (ePub) elbette günlük yazanlar bilir her şey açıkça yazılamıyor. Feride’de bazen utana sıkıla itiraf edebiliyor. En çok hiç bir şekilde nefret ettiği hiç bahsetmek istemediği hatta bahsetmediği kişiden devamlı bahsediyor oluşu!!! Bu aşk nasıl temiz ne kadar ulvi.
Çalıkuşu; üzüntüsünü yaşarken tavır ve hareketleri neşelenir, içi içine sığmaz olur, alaycı olur, türlü gevezelikler ve çılgınlıklar yapar.
Kimseye hesap vermeye ve nasihat dinlemek gücüne gidiyor diye kaçar.
Gençliğinde sorumluluk sahibi olmayan kendini özgür hisseden birinin mutluluğundan kesinlikle yaşamak istemeyeceği kabul etmeyeceği şeyleri zoraki yaşaması bazen kendi için bile istemediği şeyleri kendine sorumluluk adlettiği kişi için kabullenerek yaşaması fedakarlık, merhamet ve vefanın vücut bulmuş halidir Çalıkuşu.
Çalıkuşu bir yere gider İpekböceği olur başka bir yere gider Gülbeşeker olur. O bunlardan nefret eder Çalıkuşu olarak kalmak isterken, bende nefret ettim. Ama yine Gülbeşekeri Çalıkuşu sevdirdi.
“Ben Gülbeşeker’i çok seviyorum,” de. S:1112 Feride
O sevdiğinin hayalini bile kuramaz çünkü… ama dile getirmesi öğüt vermesi bile bir başkadır.
“Ben, bir genç kız için daha büyük bahtsızlıklar da biliyorum. Sevdiği bir nişanlının ölümünü gören genç kızlar zannettiğin kadar acınacak insanlar değillerdir Bir büyük tesellileri vardır onların... Aradan aylar, yıllar geçtikten sonra, bir gece yabancı bir memleketin karanlık ve soğuk bir odasında yalnız kaldıkları vakit, o nişanlının çehresini göz önüne getirmek imkânına maliktirler; “Bu zavallı gözlerin son bakışı benimdi!” demek hakkına maliktirler. Bu hayalin yüzünü kalplerinin dudağıyla. Halbuki, ben bu haktan mahrumum Kristiyan!..” 690 Feride
Çalıkuşu’nun bitmek bilmez acısını ona öğütlerken Manastırlı kadın acıyı nasılda çarpıcı şekilde söylemiştir;
“Sonradan pişman olmuştur o kız, hemşireceğim. Acırım ona. Yüreği hasretten göz göz olmuştur. Sen, kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, be hemşireceğim? Bazıları, vurulduklarının fakında bile olamazlar, üç beş adım koşarlar, kaçıp kurtuluyoruz sanırlar. Yara sıcakken acımaz, hemşireceğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?... “ S: 421 Manstırlı kadın
Pişmanlığını, aşkını, acısını, gençliğinden biçare yaşanmışlığını günlüğünden okurken sevdiğinden bahsetmeden bahsetmesi gibiydi.
Yazara söyleyecek söz bulamıyorum müthiş akıcı bir metin, betimlemeleri muhteşem, karakterler capcanlı karşınızda, duygularınızı ve hislerinizi yoğun şekilde değiştirecek “BAŞYAPIT” Bu esere olumsuz bir söz söyleyecek olan varsa onunda ağzının payını Hacı Kalfa versin. :))
“-Hele şu miskine bak. Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var. Dilenciye hıyar verdilerse beğenmemiştir, eğridir diye sokağa atmış. Eşek hoşaftan ne anlar? İhtarlarımı semî itibar kulağına sok. Yoksa, tekdirât ile uslanmayanın hakkı kötektir. Sen kim oluyorsun ki Allah’ın verdiği ekmek ve nimeti beğenmiyorsun?!.. Sen seni bil sen seni. Sen seni bilmez isen. Patlatırlar enseni.” S: 432 Hacı Kalfa
Ne zamam derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım
Çalıkuşu Feride'nin dediği gibi;
"Bu hayatta yaptığım en iyi şey uzaklaşmak. Kin gütmem, hesap sormam, çirkinleşmem, zorluk çıkarmam. Sadece uzaklaşır ve soğurum...
Son bir ümidim kaldı. Yarın, onu da kaybedersem, bilmem ne olacağım?
Bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...
... yüz güzelliği kadar dünyada lüzumsuz, hatta muzır bir şey olmadığını, asıl güzelliği ruhta, gönülde aramak lâzım geldiğini söylüyorum."
Reşat Nuri Güntekin /Çalıkuşu
(syf.432)