Odamı süsleyen ellerini uzat, hazzından dile gelsin bastığın halı.. açılsın sevincinden perdeler kat kat.. ışık ve ateş senin için yanmalı.. sonra çevir düğmesini, radyonun sevdiğin musiki dolsun odama, dinle şarkısını büyük koronun, beni...
Geceleri yoksun Yatağım boş, Sabahları da. Anladım da... Yüreğimden Niye çıkıyorsun?
Biliyorum ki yazılan artık yaşanmaz, Ben yazmak istemedim Yaşamak istedim sevgimi, Kendileri yazdırttılar kendilerini..
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben...
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle: Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
Herkes kendi acısını ayak sesinden tanır Zamanla aileden olurlar Onlara alışıyorum gittiklerinde özlüyorum Benden ayrı yaşarlar mı bilmiyorum Geri dönmelerini istemesem de ayıp olmasın Gittiklerinde arkalarından bir kova su döküyorum..
Giderken bura için, gelince ora için, Gününde ve gecende kendince ora için Sakladığın kendini böldün iki yarım'a; İki kez yaralandın bir yarım yara için.
Şimdi bütün anmalar bir susmanın içinde.. Şimdi bütün susmalar bir odanın içinde.. Anlatmaya bir sözcük, bir bakış arıyorlar, Önce sakladıkları, bir adamın içinde.
Çok şey var Olmakla olmamak arasında Bence bütün ve her şey Bölmekle çıkarmak arasında Çokluk ikiye bölerler her şeyi Toplamakla çarpmak arasında Ben dörde bölerim her şeyi Gitmekle kalmak arasında Bir yokluk, yok olmak Aldanmakla inanmak...
Şarkılar değil de Hep kulaklar bitiyor, Onarmak zordur. Bir yürek üşümüş Kapamış kapılarını, Onarmak zordur. Bir şey yitirilmiş Hiç eskimeyecektir, Onarmak zordur. İnsanin içine düşen korku Özgürlüğünden olmuştur, Onarmak...
Ben ölürsem ; Arkamdan ağlayabildiğiniz kadar ağlayın , Bi kez değer görür belki ölü naaşım. . .
Şu yalnızlık çıkmazında önümde niye sen varsın Niye her şey bir anda kayıyor sen kayıyorsun Kalbim niçin bu kadar yabancı sen niye yoksun Bir sam yüklü geceleri içimden atamıyorum Niye bunları bir anda unutamıyorum Hadi tut elimden gök gibi...
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, Fakat asla ümitsizliği değil...
Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne Dudağında kuruyup dağılan sözlerini Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi Karalar...
Kimse bakmazdı bana çocukken Günün doğuşunu senden öğrendim Zorla toprağa gömülmüş gücün Durgun çanlar gibi sessizliğini Senden öğrendim