Öldüğüm gün tabutum yürüyünce, bende, bu dünya derdi var sanma.
Bana ağlama, “yazık-yazık , vah-vah” deme. Şeytanın tuzağına düşersen vah-vah’ın sırası o zamandır,yazık yazık o zaman denir.
Cenazemi gördüğün zaman “ayrılık-ayrılık” deme. Benim...
Öldüğüm gün tabutum yürüyünce, bende, bu dünya derdi var sanma.
Bana ağlama, “yazık-yazık , vah-vah” deme. Şeytanın tuzağına düşersen vah-vah’ın sırası o zamandır,yazık yazık o zaman denir.
Cenazemi gördüğün zaman “ayrılık-ayrılık” deme. Benim buluşmam ,görüşmem o zamandır.
Beni mezara koyunca “elveda” demeye kalkışma .Mezar cennet topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün ya , doğmayı da seyret, Güneş’le Ay’a batmadan ne ziyan gelir ki?
Sana batma görünür amma o doğmadır, parlamadır. Mezar, hapis görünür amma can’ın hapisten kurtuluşudur.
Yer hangi tohum ekildi de bitmedi , yetişmedi ? Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek, yetişmeyecek zannına düşüyorsun?
Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi? Can Yusuf’un kuyuya düşünce niçin ağlarsın?
Bu tarafta ağzını yumdun mu , o tarafta aç. Çünkü , artık hay-huy’un mekânsızlık âleminin hoşluğundandır.
[Mevlana]
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!