Özlem, çoğunlukla bir kişiye ya da bir mekana duyulan hasret sanılır; oysa özlem, insanın kendi zamanından çaldığı bir parçanın peşine düşmesidir. Birini ya da bir şeyi özlemezsiniz aslında; o anın içindeki kendinizi, o anki hissetme biçiminizi ve...
Özlem, çoğunlukla bir kişiye ya da bir mekana duyulan hasret sanılır; oysa özlem, insanın kendi zamanından çaldığı bir parçanın peşine düşmesidir. Birini ya da bir şeyi özlemezsiniz aslında; o anın içindeki kendinizi, o anki hissetme biçiminizi ve artık asla geri gelmeyecek olan o "tamamlanmışlık" hissini özlersiniz.İnsan, eksildiğini fark ettiği an özlemeye başlar. Bu duygu, hafızanın bize oynadığı en dürüst ve en zalim oyundur. Zihin, yaşanmışlıkların pürüzlerini zımparalar, kavgaları eler, yorgunlukları siler ve geriye sadece parlatılmış bir imge bırakır. Özlem bu yüzden tehlikelidir; çünkü olmayan bir kusursuzluğu arzular. Yarım kalmış bir hikaye, tamamlanmış bir sondan daha çok yer kaplar zihinde. Çünkü sonu gelmiş her şey maziye aittir, oysa yarım kalan her şey "şimdi"de sızlamaya devam eder.Garip olan şudur: İnsan en çok, bir daha asla aynı kişi olamayacağını bildiği anların yasını tutar. Özlem, bir boşluğu doldurma çabası değil, o boşluğun etrafında yeni bir yaşam kurma sanatıdır. Bir kokuyla, bir ses tonuyla ya da rüzgarın esişiyle tetiklenen o ani sızı, aslında ruhun kendi eski halini selamlamasıdır.Sonuçta özlemek, varış çizgisi olmayan bir yoldur. Kimi zaman bir yük, kimi zaman ise bizi biz yapan en insani mirastır. Belki de bizi hayatta tutan şey bulmak değil, o eksik parçayı aramaya devam etme inadıdır.
Yazan : Eva
Sizce nasıl olmuş?
Nasıl olur ki ! Bir harfle koca bir kitabı yazan , Bir nakış ile bin Nakşi nakşeden nakkaş kendi kitabı ve nakşiyle bilinmesin.
Eksik parçan seni görüyor hangi yöne bakarsan bak .aslında sadece gözünün önünde ama bakacak göz ve idrak olmalı. Mana suluette değil.
Belki de insanın en büyük yanılgısı, eksik parçayı uzaklarda aramasıdır. Oysa bazen insan, özlediği şeyi değil; ona bakmayı unuttuğu kendini kaybeder. Siz de çok güzel bir noktaya değinmişsiniz: Mana gerçekten surette değil, onu görebilecek idrakte saklı. Çünkü bazı hakikatler gözle değil, insanın içindeki eksiklikle görünür hâle gelir. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Faruk Bey.
Sanırım şimdi cümlenizin işaret ettiği manayı daha iyi kavradım. Görünenin ardındaki hakikati anlatıyordunuz. Ben özlemi insanın içindeki eksiklik üzerinden düşünürken, siz o eksikliğin bile insanı bir yaratıcıyı idrake götürdüğünü ima etmişsiniz. Bazı cümleler ilk okuyuşta değil, insan durup düşününce açılıyor. Teşekkür ederim Faruk Bey.
Kitap, film ve dizi tutkunlarının buluşma noktasına geldin. En sevdiğin içerikleri keşfetmek, incelemeler yazmak ve senin gibi düşünen binlerce kişiyle etkileşime geçmek için hemen üye ol!
Reklam
Bu site çerezler kullanıyor. Devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.
Çerez Tercihleri
Çerez tercihlerinizi seçin:
Zorunlu ÇerezlerSite işlevselliği için gerekli
Analitik ÇerezlerSite kullanımını analiz etmek için
Reklam ÇerezleriKişiselleştirilmiş reklamlar için
Onay
Onay
Kifidia'yı İndirin
Daha hızlı erişim için uygulamayı cihazınıza indirin.
Yorumlar (4)
Yorum yapmak için giriş yapın
Eksik parçan seni görüyor hangi yöne bakarsan bak .aslında sadece gözünün önünde ama bakacak göz ve idrak olmalı. Mana suluette değil.