Soruların vardı senin, ne çok soruların Gözlerin dünyayı eleyip dururdu boyuna Bir fısıltı gibi başladı sevgim Çığlık oldu, kağıtlarda çiçek açtı sonra Sonrası.... Mutlu bile olduk bazı Artık sen yadsısan da ne kadar Ya da ben bilmiyorum...
Genel
Yorumlar (3)
Yorum yapmak için giriş yapın
“Gözlerin dünyayı eleyip dururdu boyuna” dizesi de çok güzel. Karşısındaki insan sıradan biri değil; sorgulayan, bakan, anlam arayan biri. Sanki dünyayı olduğu gibi kabul etmeyen bir ruhu sevmiş. Belki de aşkın derinleşmesi biraz bundan oluyor: insan bazen en çok, içinde soru taşıyan insanlara bağlanıyor.
Final kısmı ise şiirin en kırıcı yeri: “Artık sen yadsısan da ne kadar / Ya da ben bilmiyorum mutluluk nedir?”
Burada kesin bir mutluluk yok. Yaşanmış güzel anılar var ama onların adı gerçekten “mutluluk” muydu, şair bundan bile emin değil artık. Bir taraf inkâr ediyor, diğer taraf anlamını sorguluyor. Bu yüzden şiir yalnızca bir aşk şiiri gibi değil; aynı zamanda geçmişe bakıp “Yaşadığımız şey neydi gerçekten?” diye soran bir iç konuşma gibi duruyor.
Ahmet Erhan’ın şiirlerinde sık görülen o kırılganlık burada da var: sevgi çok gerçek, ama ona tutunmak zor. Bu yüzden şiir bittikten sonra insanın içinde hafif bir boşluk kalıyor.
Sizce?