Meğer ne çok canı yanarmış insanın,
baktığı yerde göremeyince görmek istediğini...
“Kendine dikkat et” gibi sıradan görünen bir cümlenin, bir kalbin yükünü taşıyabildiğini hatırlatan bir şiiri inceliyoruz bugün.
Cemal Süreya bu dizelerde...
Meğer ne çok canı yanarmış insanın,
baktığı yerde göremeyince görmek istediğini...
“Kendine dikkat et” gibi sıradan görünen bir cümlenin, bir kalbin yükünü taşıyabildiğini hatırlatan bir şiiri inceliyoruz bugün.
Cemal Süreya bu dizelerde sevgiyi büyütmeden, süslemeden olduğu gibi, eksik ve kırılgan hâliyle anlatıyor. Şiir, özlemin ağırlaştığı bir yerde duruyor. Zamanın anlamını yitirdiği, birinin varlığıyla çoğalıp yokluğuyla eksildiği bir eşikte…
Eylül’ün hüznü ve içe çöken bir yalnızlık aynı duyguda birleşiyor.
Sevmenin sadece mutluluk değil, aynı zamanda bir kabulleniş ve yorgunluk olduğunu da hissettiriyor.
İnsanın, görmek istediğini göremediği yerde incinmesini, kalbinin kırıldığı hâlde hâlâ aynı yere bağlı kalmasını anlatıyor birazda.
Her mısra, içten içe büyüyen bir sızı gibi yerleşiyor insanın içine. Sessiz, duru ve derin bir anlatım…
Eksik kalmış bir hikâyenin şiir hâli gibi...
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!