İnsanın kendi kozasını örmesi, dış dünyanın gürültülü ve suni dopaminlerinden sıyrılıp kendi içindeki hakikate, yani "kendine şahitlik etme" evresine geçmesidir. Bu süreç, popüler kültürün bizlere aşk diye pazarladığı o "kendini ziyan etme" ve "bir...
İnsanın kendi kozasını örmesi, dış dünyanın gürültülü ve suni dopaminlerinden sıyrılıp kendi içindeki hakikate, yani "kendine şahitlik etme" evresine geçmesidir. Bu süreç, popüler kültürün bizlere aşk diye pazarladığı o "kendini ziyan etme" ve "bir başkasının yedek kulübesinde bekleme" yanılgısından kurtulup, Erich Fromm’un bahsettiği o aktif sevme eylemine; yani bakıma, sorumluluğa ve en çok da öz saygıya uyanış hikayesidir. Bazen bir insanın senden nefret etmesini istemesi bile aslında kendi değersizliğini kanıtlama çabasıdır; ancak sen, ona o nefreti vermeyip mesafeni koruyarak limanını kapattığında, aslında hem kendini ziyan etmekten kurtulur hem de gerçek büyümenin ancak dürüst bir sorumlulukla mümkün olacağını sessizce haykırırsın. Unutma ki; geçici ve yakıcı heyecanlar yerine durağan ama besleyici bir rutini seçmek, bir yara izini bin nasihatten üstün tutarak o sancılı metamorfozu tamamlamak, seni sadece bir kelebeğe dönüştürmez; aynı zamanda seni, kendi hayatının ve tercihlerinin bilinçli bir mimarı yapar.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!