Beyaz Sayfadaki Tek Leke: Kaosun İçinden Zarifçe Çıkmak
Bazen hayat seni hiç ait olmadığın bir sahnenin ortasına iter. Sen sessizce kendi yolunda yürürken, bir bakmışsın ki başkalarının yarattığı o toz dumanın, o bitmek bilmeyen kaosun tam...
Beyaz Sayfadaki Tek Leke: Kaosun İçinden Zarifçe Çıkmak
Bazen hayat seni hiç ait olmadığın bir sahnenin ortasına iter. Sen sessizce kendi yolunda yürürken, bir bakmışsın ki başkalarının yarattığı o toz dumanın, o bitmek bilmeyen kaosun tam ortasındasın. Etrafındaki insanlar kapkara bir mürekkep denizinde yüzerken, senin üzerindeki küçücük bir gri lekenin devasa bir kusur gibi konuşulması canını yakıyor, biliyorum.
Peki, neden hep "beyaz" olanın hatası konuşulur?
Çünkü karanlık, karanlığı gizler. Simsiyah bir duvara atılan çamur fark edilmez bile; ama bembeyaz bir kağıda düşen tek bir nokta, herkesin gözüne batar. Senin hatanın bu kadar çok konuşulması, aslında senin ne kadar temiz ve aydınlık kaldığının en büyük kanıtıdır. Onlar seni kendi bataklıklarına çekmek istiyorlar çünkü senin duruluğun, onların kirliliğini daha çok belli ediyor.
Bataklıktan Çıkarken Ayakkabılarını Orada Bırak
Kendini suçlu hissettiğini, o kaosa bulaştığın için sanki bir daha hiç temizlenemeyecekmişsin gibi bir "ağırlık" taşıdığını hissediyorsun. Ama şunu hatırla: Bir bataklıktan kurtulmaya çalışırken üzerine çamur sıçraması senin suçun değil, o zeminin doğasıdır.
Peygamberimiz bile en yakınlarından, en güvendiği yerlerden iftira ve dışlanma gördüğünde göğsünün daraldığını hissetti. O’na bile "Göğsünün daraldığını biliyoruz" (Hicr, 97) diye seslenildi. Demek ki bu "daralma" hissi, çok insani ve çok kadim bir sancı. Ama şifa da o daralmanın hemen peşinden gelen "İnşirah"ta; yani zihni ve kalbi o gürültüden çekip asıl olana odaklamakta saklı.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!