Cemile, sadece bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda özgürlüğün, insan ruhunun ve gerçek sevginin keşfinin hikâyesidir. Aytmatov’un bu eseri, Fransız şair Louis Aragon tarafından “dünyanın en güzel aşk hikâyelerinden biri” olarak...
Cemile, sadece bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda özgürlüğün, insan ruhunun ve gerçek sevginin keşfinin hikâyesidir. Aytmatov’un bu eseri, Fransız şair Louis Aragon tarafından “dünyanın en güzel aşk hikâyelerinden biri” olarak tanımlanmıştır.
Hikâye, II. Dünya Savaşı sırasında Kırgızistan’daki bir köyde geçer. Erkeklerin çoğu cephede olduğu için köyde hayat kadınlar, yaşlılar ve çocuklar tarafından sürdürülmektedir.
Anlatıcı Seyit adlı bir çocuktur. Seyit, gelini Cemile ve cepheden dönen yaralı asker Daniyar arasındaki ilişkiye tanıklık eder.
Başlangıçta Cemile, savaşta olan kocası Sadık’ın karısıdır. Ancak Daniyar ile kurduğu bağ, sıradan bir aşk değildir. Daniyar’ın söylediği türküler, onun iç dünyasını ve yalnızlığını ortaya çıkarır. Cemile, bu ruhu hisseder ve aralarında toplumsal kuralları aşan bir bağ oluşur.
Romanın en güçlü yönlerinden biri şudur:
Aytmatov burada aşkı ahlaki bir suç değil, ruhsal bir özgürlük olarak gösterir.
Seyit ise bu ilişkiyi izlerken büyür. Onun için bu olay, sanatın ve hayatın keşfüdür. Zaten romanın sonunda Seyit ressam olur. Çünkü gördüğü bu aşk, onun dünyaya bakışını değiştirir.
Temalar
1. Özgürlük ve bireysel seçim
Cemile toplumun kurallarına boyun eğmez. Kendi kalbinin sesini dinler.
2. Gerçek aşk
Aytmatov’a göre gerçek aşk sessizdir, derindir ve toplumsal kalıpların ötesindedir.
3. Sanatın doğuşu
Seyit’in ressam olması tesadüf değildir. Çünkü sanat çoğu zaman insanı sarsan bir anın sonucudur.
4. Savaşın gölgesi
Roman savaş hakkında değildir ama savaşın insanların hayatını nasıl değiştirdiğini gösterir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!