Zaman… Ve gençlik… Bana verilmiş en güzel hediyeler belki de. Etrafıma baktığımda görüyorum; insanlar, olaylar, kendi iç dünyam… Zihnim hâlâ genç ve dinamik, bilgiye aç, keşfetmeye hevesli. Bolca tefekkür etmeye, Allah’ı zikretmeye, hayırlı işler...
Zaman… Ve gençlik… Bana verilmiş en güzel hediyeler belki de. Etrafıma baktığımda görüyorum; insanlar, olaylar, kendi iç dünyam… Zihnim hâlâ genç ve dinamik, bilgiye aç, keşfetmeye hevesli. Bolca tefekkür etmeye, Allah’ı zikretmeye, hayırlı işler yapmaya ve gerçekten çabalayan bir insan olmaya açım.
Ama… Kendimi oraya, o noktaya gitmiş gibi hissedemiyorum. Boş, amaçsız düşüncelerle doluyum; yapmıyorum, sadece yapıyormuş gibi hissediyorum. Ümitsizlik… Hareketsizlik… Ve tüm bunlar, bana verilen bu değerli hediyeleri adeta rafa kaldırmak gibi. Sadece seyrediyorum, katılaşmış, durgun bir suyun kenarından.
Ve işte tam bu noktada, teselliye ihtiyacım var.
Belki de gerçek dua, sadece sözlerle değil, hareket ederek edilen duadır. Kendimi bu tuhaf boşluktan, sızlanmalardan, korkulardan ve kaygılardan çıkarıp sadece yaparkenki o akışta olmayı öğrenmek, orada kendimi yabancı hissetmeden, orayı güvenli bir alan hâline getirmek gerek.
Belki de hayat, bize verilen hediyeleri fark etmek, onları doğru şekilde akıtmak ve her adımda Allah’a yönelmekle ilgilidir.
Ve belki de en büyük dua, hareket ederek, çabalayarak ve niyetle yaşayan kişi olmaktır.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!