Geri
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
Yazar:
Ayşe Kulin
5.0
PUAN
1
İNCELEME
3
ALINTI
Bu kitapta okuyacaklarınızı, O’nun hakkında yazılmış pek çok kitabı okuyup inceleyerek edindiğim birikimi yüreğimdeki Atatürk sevgisiyle harmanlayarak yazdım. İstedim ki okurlarımı bu kitapta İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk’ün değil, çocuk Mustafa’nın, delikanlı Mustafa Kemal’in, dost, âşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasına götüreyim. Hatalarım olduysa O, beni kocaman yüreğiyle umarım bağışlar. -Ayşe Kulin (Tanıtım Bülteninden)
Bazı kitaplar olayları anlatır; bazı kitaplar ise duyguların içinden geçer. Aylardan Kasım Günlerden Perşembe ikinci türden bir kitaptır. Bu eser, büyük olayların gürültüsünden çok insan ruhunun sessiz tarafına yaklaşır. Okurken insan, bir hikâyeden çok bir ruh hâlinin içinde yürüyormuş gibi hisseder.
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri atmosferidir. Başlıktaki “Kasım” ve “Perşembe” kelimeleri bile tesadüf gibi durmaz. Kasım ayı genellikle içe dönüşü, melankoliyi ve geçmişle yüzleşmeyi çağrıştırır. Perşembe ise haftanın tam ortasında duran, ne başlangıç ne de bitiş olan bir gün gibidir. Bu iki kelime birleştiğinde kitabın ruhu da ortaya çıkar: bir geçiş anı.
Eser, insanın geçmişiyle, yalnızlığıyla ve iç dünyasıyla kurduğu ilişkiye odaklanır. Karakterler yalnızca olayların içinde hareket eden kişiler değildir; aynı zamanda kendi düşüncelerinin içinde dolaşan insanlardır. Bu yüzden kitapta bazen bir cümle, bir olaydan daha güçlü etki bırakır. Çünkü anlatılan şey dış dünyadan çok insanın iç dünyasıdır.
Kitabın dili oldukça sade ama aynı zamanda duygusal derinliği olan bir anlatıma sahiptir. Cümleler gösterişli olmaya çalışmaz; fakat okurun kalbine yavaşça yerleşir. Bu da eseri okurken sanki birinin içten içe konuşmasını dinliyormuş gibi bir his verir.
Eserin temel temalarından biri yalnızlıktır. Ancak burada anlatılan yalnızlık tamamen karanlık bir duygu değildir. Daha çok insanın kendini anlamaya çalıştığı bir alan gibidir. Karakterler bazen geçmişlerine döner, bazen hatıralarla konuşur, bazen de hayatın neden böyle olduğunu sorgular.
Bu yönüyle kitap yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda bir duygu günlüğü gibidir.
Sonuç olarak Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, hızlı olayların peşinde koşan bir roman değildir. Onun gücü başka bir yerde yatar:
insanın kalbinde dolaşabilmesinde.
Bu kitabı okuyan kişi bazen kendisini bir karakterde, bazen bir cümlede, bazen de kitabın sessizliğinde bulabilir.
Belki de kitabın asıl başarısı tam olarak budur:
Okuru hikâyenin dışına değil, kendi iç dünyasına götürmesi.
Detaylı İnceleme
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri atmosferidir. Başlıktaki “Kasım” ve “Perşembe” kelimeleri bile tesadüf gibi durmaz. Kasım ayı genellikle içe dönüşü, melankoliyi ve geçmişle yüzleşmeyi çağrıştırır. Perşembe ise haftanın tam ortasında duran, ne başlangıç ne de bitiş olan bir gün gibidir. Bu iki kelime birleştiğinde kitabın ruhu da ortaya çıkar: bir geçiş anı.
Eser, insanın geçmişiyle, yalnızlığıyla ve iç dünyasıyla kurduğu ilişkiye odaklanır. Karakterler yalnızca olayların içinde hareket eden kişiler değildir; aynı zamanda kendi düşüncelerinin içinde dolaşan insanlardır. Bu yüzden kitapta bazen bir cümle, bir olaydan daha güçlü etki bırakır. Çünkü anlatılan şey dış dünyadan çok insanın iç dünyasıdır.
Kitabın dili oldukça sade ama aynı zamanda duygusal derinliği olan bir anlatıma sahiptir. Cümleler gösterişli olmaya çalışmaz; fakat okurun kalbine yavaşça yerleşir. Bu da eseri okurken sanki birinin içten içe konuşmasını dinliyormuş gibi bir his verir.
Eserin temel temalarından biri yalnızlıktır. Ancak burada anlatılan yalnızlık tamamen karanlık bir duygu değildir. Daha çok insanın kendini anlamaya çalıştığı bir alan gibidir. Karakterler bazen geçmişlerine döner, bazen hatıralarla konuşur, bazen de hayatın neden böyle olduğunu sorgular.
Bu yönüyle kitap yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda bir duygu günlüğü gibidir.
Sonuç olarak Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, hızlı olayların peşinde koşan bir roman değildir. Onun gücü başka bir yerde yatar:
insanın kalbinde dolaşabilmesinde.
Bu kitabı okuyan kişi bazen kendisini bir karakterde, bazen bir cümlede, bazen de kitabın sessizliğinde bulabilir.
Belki de kitabın asıl başarısı tam olarak budur:
Okuru hikâyenin dışına değil, kendi iç dünyasına götürmesi.
Geçmiş, unutulduğunu sandığımız yerde sessizce bekler.
Bir insanı özlemek bazen bir mevsimi özlemek gibidir.
Bazı günler insanın kalbi, Kasım ayı gibi ağır olur. "
Ben bugün böyle hissediyorum. Siz?