Geri Dön

Romanları olaylarıyla değil, bastırılmış duygularıyla okuyan bir okur günlüğü


 

Kitap İncelemesi Değil, Zihin Çözümlemesi


 


Bir kitabı bitirdiğimde çoğu zaman konusunu hatırlamam.

Reklam

Ama karakterin hangi cümlede çöktüğünü, hangi sessizlikte parçalandığını, hangi bakışta kendini inkâr ettiğini hatırlarım.


 

Bu yüzden klasik anlamda “kitap incelemesi” yazamayacağımı baştan söylemeliyim.

Benim ilgimi çeken olay örgüsü değil; olayların insan zihninde açtığı yaradır.


 

Edebiyat, benim için bir hikâye anlatma biçimi değil; bilinçdışının sahneye çıkma şeklidir. Karakterler çoğu zaman yazarın değil, bastırılmış arzuların, korkuların ve inkârların temsilcileridir. Bir romanı okurken metnin altını çizen şey, anlatılan değil; saklanandır.

Reklam


 

Bir kitabı değerlendirirken şu sorularla ilgilenirim:


 

  • Bu karakter neyi inkâr ediyor?
  • Hangi arzunun etrafında dönüp duruyor?
  • Travma nerede susuyor?
  • Yabancılaşma hangi cümlede kendini ele veriyor?


 


 

Bu blogda klasik özetler, “beğendim / beğenmedim” yazıları ya da puanlamalar olmayacak.

Burada bir metnin psikolojik anatomisi olacak.


 

Edebiyatı, kimlik krizlerinin, arzunun, bedenle kurulan çatışmanın ve varoluşsal boşluğun izini sürmek için okuyorum. Çünkü bir roman bazen bir terapi odasından daha dürüst olabilir. Kurmaca, gerçeğin itiraf edemediğini söyler.


 

Burada inceleyeceğim kitaplar; yalnızca iyi yazılmış metinler değil, insanın karanlık tarafına cesaretle bakan metinler olacak.

İlgim, karakterin “ne yaptığı” değil; “neden yapamadığı” şeylerde.


 

Bu yazılar, kitapları anlatmayacak.

İnsanları anlatacak.


 

Ve belki de en çok, bizi.


 

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Onay

Kifidia'yı İndirin

Daha hızlı erişim için uygulamayı cihazınıza indirin.

Nasıl İndirilir?